Delilik, hassas insanların protestosudur.

Kanat Güner : Cesediyle bile baş edilemeyen kız

Küçük iskender’in “cehenneme gitme yöntemleri” adli kitabında yer almasa belki çoğumuz Can Aslandere adlı bir şairden haberdar olamayacaktık. 7 mayıs 1996’da Rumelihisarı’nda aşırı dozdan ölmuş bir şekilde bulunmuştu Can.

Ölümünden bir kaç ay önce Söz dergisi”ne verdiği bir röportajda “inandığım hiçbir ideoloji yok. değerlerin hepsi yapay. gerçek değerlerin hepsi yok ol­muş, inanacağım insanlar yok. riyakar ilişkiler, düzenbazlıklar… bunlardan hangisinin içine gi­rip beraber olabileceğimi bilemiyorum. hiç bi­rine ait değilim…” demişti. Annesi de ölümünün ardından “Yanlış bir dönemde yanlış bir dünyada do­ğurdum ben O’nu…”diyecekti.Ama kim bilir belkide doğru bir zaman yoktu, Huxley”in dediği gibi “belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemiydi”

Can aslandere ve Kanat güner`in ortak paydalarından en büyüğü ikisininde aşırı dozdan ölmesi olarak görülse de aslında en büyük ortak paydaları tıpkı 80 darbesi sonrası değersizlik ortamına itilen gençlerin hemen hepsinin üzerine sülük gibi yapışan yalnızlık ve aitsizlikleriydi .

90`li yıllarda yurt dışına çıkarılamayan eroin , yerli piyasaya sürülecek ve bu dost cüceler ülkesinde dev yalnızlığını taşımaktan bıkan gençler için bir kaçış yolu olarak görülecekti.

Salgın bir hastalıktı sanki;kafamı kaldırıp çevreme şöyle bir bakınca bütün tayfanın benimle aynı durumda olduğunu gördüm.birileri sihirli değneğiyle dokunmuş , düne kadar pogo yapıp , kafa sallayan , bir-iki birayla sarhoş olan , ağrı kesicilerle kafa yapabileceklerini sanan onyedi , onsekiz yaşındaki veletler bile kollarında iğne ile dolaşır olmuşlardı

Muş`ta doğup , çocukluğu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçen ve buralarda çevre baskısını sonuna kadar hisseden Kanat güner , henüz 17 yaşındayken Cerrahpaşa tıp fakültesini kazanarak , İstanbul`un yolunu tutacak ve o`nu İstanbul`a getiren babası koca şehrin ortasında tek başına bırakıp gidecekti.evet artık özgür ama bir o kadar da yalnızdı.

Ve çekenler bilir ki yalnızlık en zor zanaattır bu dünyada.yalnızken gece sonsuz bir seramoni şeklinde tecavüz eder ruhunuza.kendinizi bir roman kahramanına benzetirsiniz ve kuralları koyulmamış bir oyunda bütün yüzleri 1 olan zarlar atarsınız o geceler boyunca … geçmiş , gelecek ve ölüm üzerine.

Çünkü yalnızken hayat tanrının size verdiği bir dinamit lokumudur. Eğer zamanı geldiğinde fırlatıp atmazsanız elinizde patlar ve patladığı an kulaklarınız sonsuzlukta asılı duran dev canların çalması gibi çınlar.

Çünkü yalnızken hayat bir fare kapanıdır.eğer peyniri almak istiyorsanız karşılığında feda edecek bişeylerinizin olması gerekir.Çünkü yalnızken hayat adil değildir. ama size yine de hayaller kurdurtur ve sonra o hayalleri öldürmenizi bekler sizden.eğer bunu yapamazsanız kendi bizzat yapar.bunu yaparken sessizdir.içinizde bişiler kopmadığı sürece farkına varmazsınız..Çünkü yalnızken hayat çirkindir.ama hep güzel yüzünü göstermeye çalışır size ..ve neden hala buradayım ?“diye sorduğunuzda size vereceği tek cavap vardır ; “- çünkü benden vazgeçecek kadar cesur değilsin”

İşte o yalnızlık bütün yolların roma`ya çıkması gibi kanat`ın bütün umutlarının eroine çıkmasına neden olacaktı.çünkü hayata “neden hala buradayım?” diye sormuş ve “ benden vazgeçecek kadar cesur değilsin” cevabını almıştı.

ama Kanat , hayata inanılmaması gerektiğini biliyordu;

Öyle bir an geldi ki kendimi dört bir yandan çevrili hissettim. Artık daha fazla dayanamıyordum. O zaman intihar etmeyi düşündüm. Bunu eroin kullanarak yapabilirdim. Bir iki kullanımdan sonra ölüm vuruşu yapabilirim diye düşündüm… Ama eroin öldürmediği gibi, yaşatmadı da… Zaten bir süre sonra eroin fikrine saplanıyorsunuz. Bir süre sonra onun oluyorsun. Ona aşık oluyorsun. Hala seviyorum onu, ona hala aşığım…

Ve asla vazgeçemediği aşkı ile son randevusu 4 nisan 1998’de saat 21:00 sıralarında Beyoğlu sineması`nın tuvaletinde gerçekleşti.iş bankası sanat galerisi`nde kitabı için düzenlenen imza gününe katıldıktan sonra alt kata Beyoğlu sineması`nın tuvaletine gitti.eroini hazırladı , pamukla filtre etti ve artık kolunda yer kalmadığı için dizine zerketti.

Herbert marcuse “tek boyutlu insan “adli kitabında sanayileşmiş toplumlarda giderek pasifize edilen işçi sınıfının devrimci ruhtan giderek uzaklaştığını belirterek umudunu toplumun marjinal kesimlerine bağlıyordu.kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve “toplumsal atık” statüsündeki bu insanlar, toplumsal dönüşümün gerçekleştirilmesinde başrol oyuncusu olacaklardı ona göre.

Kanat ; “-sefam olsun yok olana kadar yazarak kusacak, anlayana tripler anlatacak, param olursa burnuma çiçek dövmesi bile yaptırıp çiçeği burnunda yazar dedirtecek, düşmana inat intiharımı erteleyecek, uzay boşluğunda hacim kaplayacak, deliliğimi eroine değil genlerime borçlu olduğumu ispatlayacak toplumsal bir çıkıntıyım.”diyerek toplum tarafından kenara atılmış insanların sözcülüğünü yapacaktı.eroin güncesi ;herkesin pekte uzun olmayan bir süre içinde öleceğini bildiği halde onu kurtarmak adına hiçbir şey yapmadıkları bir kızın hayata dair son çığlığı insanlarla giriştiği son iletişim denemesiydi.ama o kız hastaneye düşse serum takacak yer kalmamış şekilde parça parça olan kolları ve zayıf bedeninden beklenenin aksine öyle bir çığlık attı ki yıllarca uzaktan bile hala sesini duyabiliyoruz.

Elimde enjektör, öylece kalakaldım. Çok klasikti ama ben de arkamdan bir şeyler bırakmalıydım. En azından ölümü tercih ettiğimi bilmeliler diye düşündüm

Kanat Güner öldü.

Bizim için değil ama kendisi için hiç değil.

Öldüğünde cebinde 5 kullanımlık eroin, iki kullanımlık esrar, 1 tane enjektör ve 2 tane kaşık vardı. ‘‘Yaşam şeklim sayesinde veda etmem gereken pek kimse yok’’ demişti.Dünyanın bütün pasına , kirine , ızdırabına karşı yapayalnız mücadele ederken yanında olmayanlara veda etmeden gitti.

Kanat Güner öldü.

Kendi hatası yüzünden değil ama eroin yüzünden hiç değil.

Küçükken aslında bir prenses olduğumu, kral babamın iyi yetişmem için bana kocaman bir oyun oynadığını, çevremdeki herkesin oyuncu, her şeyin dekor olduğunu, sıradan bir insan gibi yetişirsem daha akıllı bir prenses olacağımı düşündükleri için bu saçma sapan şeyleri bana yaşattıklarını hayal ederdim. Değilmiş. Hala kimse gelip beni sarayıma götürmedi.

O`na hayaller kurduran , sonra o hayalleri bir bir elinden alıp , komik, zeki ve yaşam dolu bir kızdan bir eroınman yaratan para , iktidar ve hırs ile yoğurduğumuz bu hayat yüzünden oldu.Çünkü bu dünyada “hayal kurmak çamaşır suyu içmek kadar zor.”

Kanat Güner öldü.

Yazacak birşeyim de kalmadığına göre… Evet, artık bitti, perde!

Facebook Yorumları

en son yazılar

alex morgan furbol kadın

En güzel 10 bayan futbolcu

Dünyanın en güzel kadın futbolcuları kimler? Futbol oynamak birçok uzman tarafından kadınlar
Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
En Başa Dön